Aşk ve Acı Üzerine

Hayatın merkezine geçici kişiler oturtulursa hüsran kaçınılmaz olur.

İnsanlar hayatlarının merkezine (en iç halkaya) her ne olursa olsun vazgeçmeyecekleri, hayatları boyunca hiç bir yasal veya psikolojik veya toplumsal ayırmanın etkilemeyeceği kişileri koymalıdır.

Normalde insanlar hayatlarının merkezine ailelerini koyarlar. Bunu bir halka şekliyle ifade etmeye çalışırsak, hemen hemen aşağıdaki şekli elde ederiz.

Normal Halka

Ailesinden sonra yakın arkadaşları, akrabaları, arkadaşları ve diğer insanlar olarak bu sıralama devam eder. Halkalar burada çizildiği gibi net çizgilere sahip değildirler ama. Bu demek oluyor ki kişi için en önemli olan şey ailesidir. Ailesi ile çatışmaktan kaçınır, diğer kişiler ailesi ile çatışınca ailesinden taraf olur.

Aile ve Sevgili Halka

Bir sevgili olduğunda kişiler sevgililerini de aileleriyle beraber bu iç halkaya alırlar. Artık hayatlarının anlamı hem aileleri hem de sevgilileridir. Eğer bu ikisi arasında çatışma olursa, ilişkinin bulunduğu aşamaya göre yapılan tercih değişir.

Eğer ilişkinin başında iseler aile, ilişki güzel gidiyorsa ama kişi henüz daha planlarını sevdiği kişiye göre yeterince değiştirmemişse tarafsız kalınır ve ara bulunmaya çalışılır. Eğer ilişki ilerlemişse ve gelecek planları sevgiliye göre düzenlenmişse aile değil de sevgili tercih edilir ve iç halka tümüyle sevgiliye bırakılır.

Artık iç halkada yani hayatın merkezinde sevgili vardır. Ne de olsa geleceğini üzerine kurduğu, bütün planlarının temelinde olan kişi sevgilidir. Anne babası da ailelerini sevdikleri için terk etmemişler miydi? Çevrelerindeki herkes sevdikleriyle evlenip bir aile kurmamışlar mıydı? Bu kurulan yeni aile her iki tarafın da ailelerinden ayrılmamışlar mıydı? Bu evlilerin hayatlarının merkezlerinde eşleri yok muydu? Kendisinin de evleneceği, mutlu ve mesut bir hayat süreceği kişi sevgilisiyse onun bu iç halkayı işgal etmesinden daha doğal ne olabilirdiki? Tamam, henüz evli değillerdi ama bu ufak bir ayrıntıydı.

İnanın mantık aynen bu şekilde işliyor, özellikle bayanlarda. Erkekler bu konuda daha bir mantıklı oluyorlar ya da doğaları gereği hayatlarının merkezine sevgililerini kolay kolay almıyorlar.

Bayanlar açısından bakıldığında ise sevgili; ileride onları koruyup kollayacak, kol kanat gerecek, sıkıntılı zamanlarında yanında olacak, gelecekte doğuracağı çocuklarının babası olan erkektir. O yüzden bayanlar için sevgili, erkekler için olan anlamından daha fazla bir anlama sahiptir.

Bayanların her aya denk gelen bir tek yumurtası vardır. Dolayısıyla bu yumurta onlar için çok değerlidir. O yumurtayı ancak hak eden kişiye vermeleri gerekir. Hak eden kişi de hayallerinde canlandırdıkları kişidir ve onu buldukları zaman kaybetmek istemezler. Bu yüzdendir ki bayanlanlar tek eşlidir. Eğer bir bayan bir ilişki (evlilik, flört vs.) içerisindeyken başka bir insanla daha duygusal ilişkiye girebiliyorsa aslında bir önceki ilişki o bayan için bitmiştir. Eski ilişki ya bir formaliteden ibarettir ya da zorunluluk nedeniyle devam etmektedir.

Erkekler açısından ise durum farklıdır. Erkeklerde sperm oluşumu bir zaman ile sınırlı değildir. Sadece kişinin fiziki yapısıyla sınırlıdır. Dolayısıyla değerli olan bir tarafı da yoktur. Erkek spermini mümkün olduğunca çok yere dağıtmak ister. Bu yüzden de erkekler çok eşlidir. Yani erkek, sevgi seviyeleri farklılık gösterse de, aynı anda birden fazla kişiyi sevebilir. Aynı anda birden fazla kişi ile duygusal ilişki yaşayabilir. Erkeğin bir kişiyi severken başka bir duygusal ilişki içerisinde bulunması, bir önceki ilişkinin onda bittiği anlamına gelmez. Bundan dolayıdır ki erkekler, çok duygusal olanları hariç, sevgililerini (ya da eşlerini) ilk halkaya kolay kolay almazlar.

Tekrardan konumuza dönecek olursak:

Hayatın merkezine konulacak kişi(ler), koşulsuz sevilecek ve her ne olursa olsun yanında olunacak kişilerdir. Bu kişi(ler) "eş" değildir, olamaz da. Kardeş dahi bu merkeze konulamaz ancak evladınızı, anne-babanızı yani hiç beklenti olmadan sevdiğiniz kişileri koyabilirsiniz.

Eş veya başka biri bu merkeze oturtulursa en ufak bir problemde yıkım ve hüsran kaçınılmaz olur. Çünkü kişiyi koşulsuz seven ve kişinin de koşulsuz sevdiği bir tek anne-babadır ve evlattır. Kişiler evlenirler, ayrılırlar. Kardeşler kendi hayatlarını kurarlar ve her biri kendi yolunu çizer hayat içerisinde başka başka mecralara savrulurlar. Bu hengame içinde anne-baba ve evlat ilişkileri her zaman ayakta durur (birbirleriyle görüşmeseler bile her zaman için birbirlerinin kalplerindedirler ve her zaman için birbirlerinin iyiliklerini isterler).

Ne yapmalı?

Aslında ne yapılması gerektiği yukarıda belirtilmişti ama bir daha vurgulamakta fayda olduğu kanısındayım.

Hayatınızın merkezine koşulsuz sevdiğiniz, hayatınızın hiç bir döneminde koşullar ne olursa olsun ayrılamayacağınız, kanlı bıçaklı dahi olsanız onun acısı yüreğinizi dağlayacak insanları oturtun. "Sevgilim için aynı şeyleri hissediyorum" demeyin, çünkü zaman içerisinde bu farklılık arz eder.

Halen "sevgilim" diye ısrar edenlere soruyorum: Sevgiliniz sizi aldatsa aynı şeyleri hissetmeye devam eder misiniz? Veya sevgiliniz gidip bir başkası ile evlense aynı şeyleri hissetmeye devam eder misiniz? "Hayır" dediğinizi duyar gibiyim. O halde lütfen "sevgilim aynı konumda" demeyin bana.

Bu koşulları sağlayan kişiler: Anne-baba ve evlatlardır. Bunların dışındaki insanlar, şu an ne hissederseniz hissedin, bu koşulları sağlamazlar.

Dolayısıyla da hayatınızın merkezine sadece ve sadece anne-baba ve evlatlarınızı alın.