Aşk ve Acı Üzerine

Kime Aşık Oluruz?

Çocukluğumuzdan itibaren nasıl bir kişi ile evlenmek istediğimiz düşüncelerimizde şekillenir. Bunun şekillenmesinde anne ve babamız etkin rol oynasa da, çevremizdeki diğer insanlar hatta ve hatta izlediğimiz filmlerdeki karakterler bile etkilidir.

Çok sevdiğimiz bir akrabamızın gözü, anne veya babamızın burnu, bir başka tanıdığımızın kaşı, bir diğerinin ağzı, eniştemizin boyu, x filminin baş rol oyuncusunun karakteri... Yani her bir ilişkide olunan ya da hayranı olunan kişiden bir parça alınıp, bu parçalar bir birleri ile uyuşacak şekle getirilip evlenilecek kişi oluşturulur.

Yaşanılacak yer, okunulacak okul, edinilecek meslek, sahip olunacak çocuk sayısı vs. de şekillenir.

Bu öyle bir şekillenmedir ki en ufak ayrıntı dahi atlanılmaz.

Saç rengi, boyu, göz rengi, diş yapısı, göz yapısı, vücut yapısı yani kısacası görünüşünden huyuna, sosyal statüsünden eğitim durumuna, kokusundan gülüşüne bir çok özelliği istemsiz bir şekilde düşüncelerimizde oluşturulur. Bu zaman içeririsinde biraz farklılıklar gösterse de aslında hep aynı ana temalar üzerindedir.

Daha sonra çevremizde bu düşüncelerimizde oluşturduğumuz özelliklere uyan, bu özelliklerden bir parça dahi olsa bünyesinde bulunduran insanları aramaya koyuluruz. Bu özelliklerin belli bir kısmını taşıyan insanı bulduğumuz zaman da hormonlarımız "buldun" diye beynimize sinyal göndererek o kişiye karşı daha fazla ilgili olmamıza neden oluyor.

Peki ya o kişi tüm özellikleri taşımıyorsa? Hiç sorun değil, artakalan boşlukları kafamızda oluşturduğumuz o hayali sevgilinin özellikleri ile doldururuz.

Ondan sonra da kafamızda yazdığımız gelecek senaryolarında baş rolü ona, yardımcı rolü de kendimize biçip rolümüzü oynamaya başlarız. Yani aslında kime aşık olacağımızı biz değil, hormanlarımız seçiyor.

Aşağıdaki yazı Hürriyet gazetesinden alınmıştır. Trakya Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Başkanı Yrd.Doç.Dr. Hakan Gürkan, hormonları beynin kontrol ettiğini belirterek, "Beynimizdeki aşk işlevini genlerimiz kontrol ediyor. Dolayısıyla aşkın temelinde aslında genlerimizin kontrol ettiği sinir hücrelerimizin olduğunu söyleyebiliriz" dedi.

Seçtikleri İnsanın Kokusunu Hissediyorlar

"Şöyle ki birbirini hiç tanımayan çiftler bir ortama alınıyor ve birbirlerine fotoğrafları gösteriliyor. Daha sonra bu çiftlerden kendilerine yakın olanı seçmeleri isteniyor. Kişiler karşı cinsten birinin fotoğrafını seçiyor. Daha sonra bu kişilerin bir hafta hiç değiştirmeden giydiği tişörtleri alınıp, kavanoza konuluyor. Ve o kavanozdaki tişörtler kişilere koklatılıyor. Kokusunu kendilerine yakın hissettikleri kavanozu belirlemeleri isteniyor. Çalışmanın sonunda kavanozdaki tişörtün kime ait olduğuna bakılıyor. Kendilerine yakın hissettikleri kokunun, aslında ilk fotoğrafta seçtikleri kişiyle aynı kişi olduğu görülüyor."

Aşkın hormonlarla ilgili olduğunu anlatan Gürkan, "Hormonları beynimiz kontrol ediyor. Beynimizdeki aşk işlevini genlerimiz kontrol ediyor. Dolayısıyla aşkın temelinde aslında genlerimizin kontrol ettiği sinir hücrelerimizin olduğunu söyleyebiliriz. Aşık olunacak kişiyi genetik miras belirliyor. Aşk beyinle başlıyor, kalple bir alakası yok" diye konuştu.

Aşkın tamamen beyinde yaşandığını bildiren Yrd. Doç. Dr. Gürkan, beynin aktivasyonu sonucu hormonların salgılanmasıyla aşktan dolayı kalp çarpıntısı yaşandığını öne sürdü.

Erkek Çocuk ANNE Kız Çocukta BABA Profili Ortaya Çıkıyor

Gürkan, kişinin anne ve babasını rol model almasının nedeninin genler ve benimseme ile ilgili olduğunu söyledi. Erkek çocuğun annesini, kız çocuğun da babasını daha çok benimsediğini anlatan Gürkan, şöyle devam etti:

"Yani kadınlar daha çok babalarına yakın profilde hissettikleri kişiyi kendilerine eş adayı olarak seçiyorlar. Ama kızın babasına olan düşkünlüğü daha sonraki yaşantısında kendi hayatını birleştireceği erkek adayını babasının profilinde birisinin olmasını arzu ettiğinden dolayıdır. Bu durumda kişinin anne ve babayı rol model alması etkilidir. Bu konuyla ilgili bilinçaltımızda da birtakım olaylar yaşanıyor. Üst benliğimizde birtakım olaylar yaşanıyor. Ancak alt benliğimizi genler yönetiyor. Alt benlikte genlerin işlevselliği söz konusudur."