Aşk ve Acı Üzerine

Vazgeçmek kolaydı eğer vazgeçilecek sadece bir insan olsaydı.

İnsanlar özellikle ikili ilişkilerde gelecekle ilgili planlar yaparlar. Evlenecekleri zamandan, evlenmeden önce yapacaklarına. Evlendikleri zaman oturacakları eve, muhite, yapacakları çocuk sayısına, mesleklerine, hane gelirlerine kadar o kadar detaylı plan yaparlar ki sonunda ellerinde tam bir gelecek planı olur. Aslında bu plan "Kime Aşık Oluruz?" yazısında da anlatıldığı üzere, çocukluğumuzdan itibaren yaptığımız bir plandır. Bir defada yapılmış bir plan asla değildir. Sadece kişiye göre bazı revizyonlar görür, o kadar.

Birine "şu kişiden vazgeç" dediğinizde karşılaştığınız direnç, o kişiye olan sevgiden dolayı olan direnç değildir. Kişiden vaz geçmek kolaydır, kolay olmayan ve direnç gösterilmesine neden olan sebep vazgeçilecek olan şeyin aslında yaratılmış koskocaman bir gelecek olmasıdır. Bu gelecek o kişi için o kadar gerçektir ki, "vazgeç" diyen herkes, o geleceğe zarar vermek isteyen insandır dolayısıyla da bir nev'i düşmandır. Çünkü o vazgeç diyen kişi "mutlu olunmasını" istememektedir. Kişiler hayallerinde, planlarında hep bu mutlu olacakları tabloları hazırlarlar/planlarlar. Aksini düşünmek bile mümkün değildir. O mutluluk onlar için "hak edilmiş" bir mutluluktur. Bu "hayal edilen mutluluğun" korunması gerekir ve her türlü tehdit, kimden gelirse gelsin bertaraf edilmelidir.

Bu mutluluk planları içerisinde her bir kişinin de rolleri vardır. Davranış formları ve ilişki içindeki yerleri belirlenmiştir. Bu davranış formları ve ilişki içindeki yerine uymayan bir davranış düzeltilmesi gereken bir davranıştır ve kişiler bunları düzeltmeye çalışırlar. Artık o karşıdaki kişi evleneceği ve mutlu olacağı, bir nevi hayatının anlamı olan kişidir.

Düzeltme çalışmaları o kadar yoğun geçer ki kişiler bir adım geriye atıp resme bir de uzaktan bakmayı denemezler. Her zaman için odaklandıkları bir davranış vardır. "Bu da düzelirse tamamdır" derler ama bu düzelmeler hiç bir zaman bitmez. Bazen bıkkınlık gösterirler, umutsuzluğa kapılırlar ve geçmişe bakarlar. O kadar çok emek ve vakit harcamışlardır ki artık kendilerince geri dönüş ileriye gitmekten daha yıkıcı ve daha zor gelir. Yola devam deyip mücadele etmeye devam ederler. Bu davranış düzelsin sonra bir başka davranış, daha sonra bir başkası, bir başkası... Hikaye böyle devam eder.

Sonuçta ne karşılarındaki kişi hayallerinde rol verdikleri kişi ile örtüşür ne de planladıkları mutluluğa ulaşabilirler. Ulaşıldığında da baskılandırılmış, değiştirilmiş kişilikler fırsat buldukları ilk seferde patlak verip kendilerini ortaya çıkartırlar ve hayal kırıklığı, bezginlik, anlaşmazlık baş gösterir.

Bu hayaller ve umut insanları karşısındakine en çok bağlayan unsurların başında gelir. Çünkü bağlanılan bir insan değildir, gelecektir ve karşılarındaki kişi o gelecek içerisindeki en önemli rolü oynamaktadır, hatta kendisinden bile önemli bir rol üstlenmektedir. Kendisini mutlu edecek kişidir o. Bu bağlanmayı arttırır, vazgeçmeyi güçleştirir.

Ne yapmalı?

Öncelikle şunu bilin ki yaptığınız gelecek planlarından vazgeçmek zorunda değilsiniz. Vazgeçmek zorunda kaldığınız ya da kalacağınız ya da istediğiniz şey sadece o planlarınız içerisinde olan bir kişidir.

Öncelikle o kişinin gerçekten de sizin hayalinizde kurduğunuz kişi olup olmadığını sorgulayın. Bunu yapmak o kadar da zor değildir. Alın elinize bir kağıt ve aşağıdaki tabloyu hazırlayın:

Hayalimdeki Kişinin Özellikleri ......'nin Özellikleri
   
   
   

İlişkide olduğunuz kişi, hayalinizde kurguladığınız kişiye benziyor mu?

Bir de aynı şeyi size karşı davranışları ve bunları hak edip hak etmediğiniz hususunda yapın. Yani aşağıdaki tabloyu hazırlayın:

....'nin bana davranışı/hakareti Hak ediyor muyum?
   
   
   

Eğer her iki tablo da olumsuz ise bu sizin hayalinizdeki kişi ile onu ilişkilendirdiğiniz ve hayatınızda olan kişiyi bir birinden ayrıştırma yolunda yardımcı olacaktır. Bunu ancak siz isterseniz yapabilirsiniz. Başkası sizin adınıza yapamaz. Eğer ne istediğinizi biliyorsanız, bu ayrıştırma süreci daha az sancılı geçecektir ama kesinlikle belli bir seviyede acı çekeceksiniz.

Amerikalıların güzel bir sözü vardır "acısız kazanım olmaz" (No pain, no gain) diye. Acı çekmeden hiç bir kazanım elde edemezsiniz. Siz zamanınızdan ve eğlenceden fedâkarlık etmeden okulunuzda başarılı olabildiniz mi? Anneniz acı çekmeden sizi dünyaya getirebildi mi? Anneniz sizin için gecelerini zehir etmeden sizi yetiştirebildi mi?

Siz acı çekmeden bir kazanım elde edebileceğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz?

Hem siz değil misiniz "eğer sonunda karşıdaki kişiyi kazanacaksam acı çekerim" diyen? Bir başkasını kazanmak için acı çekmeye hazırsınız da neden kendinizi geri kazanmak için acı çekmekten kaçınıyorsunuz?

Şunu unutmayın ki siz, ancak ve ancak siz mutlu olursanız etrafınıza mutluluk verebilirsiniz. Siz huzurlu iseniz etrafınıza huzur verebilirsiniz.

Siz neden kendinizi bu kadar önemsiz görüyorsunuz ki? Siz gerçekten mutluluğu ve huzuru kendinizde bulamayacak kadar çaresiz misiniz?

Bunları yapamıyorsanız lütfen bir doktordan profesyonel bir yardım alın.

Anne ve Babalar ne yapmalı?

Benim şu ana kadar söyleye geldiğim en önemli şey evladınıza sevgi ile yaklaşmaktı ve bu durumda da aynı şeyi yapmalısınız. Burada sizin fazladan yapabileceğiniz hiç bir şey yok. Hayaller sizin evladınızın hayalleri ve bu hayallere sizin müdahale edebilme şansınız neredeyse sıfır.

Yapabileceğiniz en iyi şey evladınıza destek olmak, onu rahatlatmak ve onun arkasında olduğunuzu hissettirmektir.

Evladınızı profesyonel yardım alma konusunda cesaretlendirebilir ve isterse onu bir doktora götürebilirsiniz.